Sizi Şööyle Aliim...:)))

3/3/2006 ·

    Bu blogu, diğer bloguma link verenlerin ufak bir gözden kaçırma durumuna ilişkin açtım. Şimdi, beni arkadaş listesine ekleyen dostlarım, eklerken "yinebirgulnihal" yazıyorlar. Fakat benim esas blogum "yinebiirgulnihal"  yani 2 "i"li. Dolayısıyla tıklayınca benim blogum çıkmıyor. Ben de nezaket gösterip beni görmek isteyenler için bir aktarma yapmayı uygun buldum. Hala hevesiniz kaçmadıysa, buyrun bana gelin :  
 '>yinebiirgulnihal


Yorum (1) Yorum yaz!

Ne aşk ama...

21/2/2006 ·

 ÖNCE YAZIYI OKUYUN SONRA RESME BAKIN....

Eski zamanlarda civarın kralının kızı ile bir balıkçı birbirlerine aşık
olmuş.Ancak, kral kızı balıkçıya varamaz...Hal böyle olunca,kız  ile
delikanlı gizli gizli buluşuyorlar tabii...Kral baba bunu zaman içerisinde
öğreniyor ve bir gece takip ettiriyor kızını...
Diyorlar ki; balıkçı denizden geliyor, kız kumsalda onu bekliyor, bulunduğu
yeri ışıkla işaret ediyor delikanlıya...
Ve kral kızı  ile delikanlı, gün ağarana kadar aşk oyunları Yapıyorlar
birbirlerine...
Kral bir gece askerlerine kızını yakalamalarını ve kumsalda Işıkla balıkçıya
işaret göndermelerini buyuruyor. Delikanlı ışığı görünce atlıyor kayığına ve
kürek çekiyor bir manga askerin üzerine doğru...Kız askerlerin elinden
kurtuluyor ve koşmaya başlıyor sevdiğini kurtarabilmek için ama koyun taaa
öbür ucuna yetişmesi imkansız...
Ama sevda bu; kural falan dinlemez, atıyor kendini sulara...İşte o anda bir
mucize gerçekleşiyor!

Kızın adım attığı her yer kumsala dönüşürken peşinden koşan askerler
bastıkça denize gömülüyor onca ağırlıkla...Kız kayığa  kadar koşabiliyor...
Ancak bir okçu tam o anda delikanlıyı hedefleyip  salıyor okunu...
Heyhat!

Kız ile delikanlı birbirlerine sarılmışlardır bile  ve ok gelip Kızla
buluşuyor...

Derler ki; o kumlar, kızın kanı denize karışınca kırmızıya boyanmış...
Delikanlı ise aldığı gibi gidiyor kızı, sonrasını ne gören var ne duyan!...

Marmaris'e karayolu ile 1.5 saat uzaklıkta...) Şimdi sıra resimde!
 


















Yorum (2) Yorum yaz!

YAY HAYATTIR; OK NİYET, HEDEF İSE AMAÇTIR!

15/2/2006 ·

Yay:
 
Yay, hayattır. Bütün enerji ondan gelir. Ok bir gün mutlaka terk edecektir. Hedef ise uzaklardadır. Ama hayat her zaman sizin yanınızda kalır, bu yüzden ona nasıl iyi bakacağınızı bilmeniz gerekir. Durgun kalacağı dönemlere ihtiyacı vardır -her daim kuşanılmış ve gerilmiş halde tutulursa gücünü kaybeder. Bu yüzden gücünüzü tazeleyebilmek için dinlenmeyi kabul etmelisiniz. Böylece yeniden yayı germek için asıldığınızda gücünüz eksiksiz olur.

Yayın bilinci yoktur: O okçunun elinin ve arzularının bir uzantısıdır. Öldürmeye ya da düşünmeye hizmet eder. Bu yüzden her zaman amacınızı net olarak belirleyin.

Yay esnektir ama yine de onun da sınırları vardır. Kapasitesinin ötesinde herhangi bir girişim onu kıracak ya da onu tutan elleri tüketecektir. Bu durumda yayın yanı sıra kendi bedeninizden de size verebileceğinden fazlasını talep etmeyin. Ve unutmayın, bir gün yaşlılık zamanı gelecek -bu bir lanet değil bir nimettir.

Yayı zarifçe gerin, her iki tarafın da kendine düşen payı gerektiği biçimde yapmasını sağlayın, enerjinizi boşa harcamayın. Bu sayede yorgun düşmeden pek çok ok atabilirsiniz.

Ok:

Ok sizin niyetinizdir. Yayın gücünü hedefin tam ortasına bağlayan araçtır.

Niyetimiz her zaman son derece net, açık ve iyi dengelenmiş olmalıdır.

Ok bir kez yaydan ayrıldı mı artık asla geri gelmez, bu yüzden sürece müdahale etmek -oka yön verecek hareketler doğru ve düzgün olmadığında- sırf ok gerilmiş ve hedef bekliyor diye eski kafalı bir şekilde hareket etmekten daha iyidir.

Sizi durduran tek şey hedefi tutturamamak korkusu ise bu durumda niyetinizi açıkça göstermekten çekinmeyin. Doğru hareketleri yerine getirin ve elinizi açıp yayın telini bırakın, gerekli adımları atarak girdiğiniz mücadele ile yüzleşin. Hedefi vurmayı başaramasanız bile bir dahaki sefere daha iyi nişan almaya muktedir olacaksınız.

Eğer hiç risk almazsanız bir dahaki sefere neleri değiştirmeniz gerektiğini asla bilemezsiniz.

Hedef:

Hedef ulaşılmak istenen amaçtır.

Sizin tarafınızdan belirlenir. İzlenen yolun güzelliği de işte burada yatar: Asla bahaneler uydurmaya ya da rakibinizin daha güçlü olduğunu söylemeye hakkınız yoktur. Çünkü hedefi seçen sizsiniz ve tüm sorumluluk size ait.

Eğer hedefinizi bir düşman olarak görürseniz belki iyi bir atış yapabilirsiniz ama kendinizi geliştirmeyi asla başaramazsınız. Tüm hayatınız boyunca okunuzu, kağıttan ya da tahtadan yapılmış, anlamı olmayan şeylerin ortasına atmaya çalışırsınız. Ve diğer insanlarla bir araya geldiğinizde hayatta hiç ilginç ya da heyecanlı bir şey yapmadığınızdan yakınırsınız.

İşte tam da bu yüzden bir amaç belirlemeniz gerekir, ona ulaşmak için elinizden gelenin en iyisini yapmalı, ona saygıyla ve önemseyerek bakmalısınız: Onun sizin için anlamını ve onun için ne kadar çaba, eğitim ve sezgi harcadığınızı iyi bilmelisiniz.

Hedefinize nişan alırken sadece ona odaklanmayın, onun çevresinde olup biten her şeyi de görün; çünkü ok fırlatıldığında, rüzgâr, ağırlık, uzaklık gibi kolay kolay hesap edemeyeceğiniz etkenlerle karşılaşacaktır.

Bir amaç sadece insan ona ulaşmayı hayal edebildiği sürece vardır. Onun varlığını gerçek kılan insanın tutkusudur, aksi taktirde amaç ölü bir şey, uzak bir hayal, tatlı bir düş olur.

Ve tıpkı niyetin bir amaca ihtiyaç duyduğu gibi, amaç da bir insanın niyetine ihtiyaç duyar. Çünkü varlığına anlam veren şey budur; bu sayede o artık sadece bir düş değil, bir okçunun dünyasının merkezidir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Merhabalar...

13/2/2006 ·

Sevimli .gif'ler hazırladığım diğer blok'umdan sonra, bir de elimde ki sevimli, hoş, komik vs. malzemeleri sizlerle paylaşmak istedim. Umarım benim hoşuma gittiği kadar, siz de beğenirsiniz.

 

Sevgiler...

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::